Röportaj: Nurçin Engin

Hayat bazen bizi beklemediğimiz yerlerde büyütür. Begüm Öner de hem bir kadın hem bir oyuncu olarak hayatın yepyeni bir döneminde, başka bir kimliğe adım atıyor, anneliğe. Onunla hem oyunculuğu hem içsel dönüşümünü hem de bu özel yolculukta eşi Ceyhun Fersoy’la kurduğu güçlü bağı konuştuk.

• Hayat bazen bizi beklemediğimiz yerlerde büyütür. Siz de şu sıralar hem bir kadın hem bir oyuncu olarak yeni bir dönemin içindesiniz. Kendinizi bu günlerde nasıl bir ruh hâlinde buluyorsunuz?

Ruhsal olarak hayatımın en iyi hissettiğim dönemindeyim sanırım. İçimde bir insan büyüyor, inanılmaz huzurlu hissettiren bir duygu. Çevremdeki insanlar ‘Gördüğüm en sâkin hamilesin’ diyorlar, sanırım bu hissettiğim huzurdan kaynaklı.

•  Kadınlar hayatları boyunca birçok kez yeniden doğar. Siz şu ânda kendinizin hangi versiyonuyla karşı karşıyasınız?

Yeniden doğmak sözüne katılıyorum. Anne olarak yeniden doğmak belki de. Kendimin bu versiyonu ile kızım dünyaya geldikten sonra tam olarak tanışacağımı düşünüyorum. Merakla bekliyorum.

• Bugün Begüm Öner’in hayatında yeni bir sayfa açılıyor. Bu yeni dönem size nasıl hissettiriyor?

Söylediğim gibi çok huzurlu hissettiriyor. Tabii ki bunun yanında kaygı, heyecan, ‘Nasıl olacak?’ soruları da var. Ama her duygu kabulüm. Tamamen teslim olmuş durumdayım.

• Hamilelik fiziksel bir değişim kadar duygusal bir dönüşüm de getiriyor. Bu dönemde kendinizi en çok neyin dönüştürdüğünü hissediyorsunuz?

Yani çok ilginç, hamilelik döneminde kadınların ekstra hassaslaştığından bahsedilir hep ama ben kendimi aksine daha güçlü hissediyorum.

• Bir zamanlar aynı sahneyi paylaşıp göz göze oynadığınız o setten, bugün bambaşka bir sahneye geçtiniz, hayatta birlikte rol almak. Bu hikâyeye dönüp baktığınızda nerede başladığını düşünüyorsunuz?

Seksenler’de çektiğimiz o ilk sahne, Elvan’ın pastaneden içeri girdiğinde Şahin’le ilk karşılaştığı ân, tam olarak o ân bence. Şahin kılığındaki Ceyhun’un gözlerindeki parıltı her zaman şükür sebebim.

• Oyunculuk çoğu zaman insanın kendini yeniden keşfetme yolculuğu gibidir. Siz bu yolculuğun neresindesiniz şu ânda?

Evet, tam olarak öyle ve bu keşif hiçbir zaman da bitmiyor. Her seferinde neler yapabildiğinizi görmek paha biçilemez.

•  Sette ve evde partner olmak… Bu iki alanın sınırlarını nasıl koruyorsunuz?

Biz tanışıklığımıza iş arkadaşı olarak başlamış iki insanız, bu yüzden beraber olduktan sonra da bu konuda hiç zorlanmadık. Sette de birlikte tiyatro yaparken sahnede de birbirimizi hep iş arkadaşı olarak gördük. Bu ikisini birbirine karıştırdığımız hiçbir ân hatırlamıyorum.

•  Oyunculuk dışında sizi en çok besleyen, ilham veren şey ne?

Müzik, spor, doğa, kitap… Yani bir sürü şey sayabilirim aslında. Ben yaşadığım ânlarda kaybolmayı çok severim. O ânda ne yapıyorsam, hepsinde bulabilirim ilhamı.

• Eşinizle hem meslektaş hem hayat arkadaşısınız. Bu kadar yoğun bir bağı aynı ânda yaşamak nasıl bir deneyim?

Bence çok güzel. Şimdi düşünüyorum, farklı mesleklere sahip olsaydık asla böyle olamazdık gibi geliyor. Aynı dili konuşuyor olmak, birbirimize ilham verebiliyor olmak çok güzel bir şey.

• Hayatta birbirinizi en çok hangi yönünüzle tamamlıyorsunuz?

O sürekli değişiyor bence konu başlıkları yani. O düşse ben ayakta kalırım, ben düşsem o. Mühim olan tamamlanma duygusunu hissedebilmek.

•  Hamilelik süreci çift olarak sizi nasıl dönüştürdü? Birlikte nasıl bir hazırlık içindesiniz?

Ben henüz bir hazırlığa girmedim ama Ceyhun bayağı videolar izliyor 🙂 Benden çok daha hâkim konuya. Nasıl emzireceğimi, nasıl gaz çıkaracağımı hepsini söylüyor bana 🙂

• İlişkinizde mizahın yeri büyük gibi görünüyor. En zor ânlarda bile sizi güldürebilen o küçük şey nedir?

Çok doğru bir tespit 🙂 Biz birlikte çok gülüyoruz. Hayatın komik taraflarını yakalamayı çok iyi biliyoruz. En zor ânlarda bile Ceyhun’un yüzündeki o muzurluğu fark edersem gülerim.

• Ceyhun Bey’in sizi en çok şaşırttığı ya da duygulandırdığı bir ân oldu mu bu dönemde?

Ceyhun’u artık o kadar iyi tanıyorum ki şaşırmıyorum aslında, tam da düşündüğüm gibi bu süreçte. Ama yine de doğumdan sonraki babalık sürecini çok merak ediyorum, orayı kestirmek çok zor.

• Cilt bakımı ya da güzellik konusunda asla vazgeçmediğiniz bir alışkanlığınız var mı?

Asla vazgeçemem dediğim şey, makyajımı temizlemeden asla yatağa girmem. Bir de tabii ki cildimi nemlendirmek önemli.

•  Beslenme konusunda belirli bir düzeniniz var mı, yoksa sezgisel mi ilerliyorsunuz?

Belirli bir düzenim yok ama sağlıklı şeyler yemeye özen gösteriyorum. Sağlıksız bir şeyler yediğimde bayağı vicdan azabı çekiyorum.

•  Sakinleşme, kendine dönme, yavaşlama… Bu süreçte ruhunuzu besleyen ritüelleriniz neler?

Ben zaten normalde de kendime dönmeyi çokça uygulayan bir insanım. Severim yani. Ama yavaşlama konusunu bilemiyorum, yavaşlamak bana çok iyi gelmiyor bence. Yani çalışma anlamında özellikle fiziksel olarak müsait olduğum sürece çalışabilirim, bu konuda yavaşlamak istemem.

•  Sosyal medyada samîmiyetle görünür olmanın zorlaştığı bir dönemde, siz çok etkinsiniz. Sınırlarınızı nasıl koruyorsunuz?

Ben o ân hissetmediğim hiçbir şeyi paylaşamam. Ben zaten genel olarak bir şeyi yapmak için yapamam. Yaptığım şey beni mutlu ediyorsa, hakkını vererek yapmak isterim. Sosyal medyada da çektiğim her şeyi gerçekten ne hissediyorsam onu yansıtıyorum. O ân bana komik gelen bir şey varsa onu çekiyorum ya da yorgunsam onu yansıtıyorum. Sınırlarımı koruma kısmı da yine sosyal medya ile ilgili değil; gerçek yaşamımda da sınırlarımı korumayı seven bir insan olduğum için yine normal yaşantım yansıyor oraya. Bunun için ekstra bir çaba harcamıyorum yani.

• Sosyal medya çoğu zaman “mükemmel ân”ların vitrini. Siz mükemmellik algısıyla nasıl bir ilişkiniz var?

Fiziksel olarak mükemmel hâlimi ortaya koymaya çalışmıyorum. Makyajsız da çok paylaşımım oluyor, yorgun da, hasta da. Ama duygusal olarak üzgün veya kızgın olduğum anlardaki bir hâlimi ortaya koymak bana zor geliyor. Ben zaten normal yaşantımda da üzgünsem bunu kolaylıkla dile getirebilen, derdimi kolaylıkla paylaşabilen bir insan değilim.

• Anne olmaya hazırlanmak size ne hissettiriyor?

Anne olmaya hazırlanmıyorum, tamamen akışta teslim olmuş durumdayım. Ön yargısız bir şekilde her şeyi yaşayarak tecrübe etmek istiyorum.

• Anne olmanın kariyerinize bakışınızı değiştirdiğini düşünüyor musunuz?

Yok. Bence kariyerim ile bir bağlantısı yok. Zaten sonrasında da en kısa zamanda işime geri dönebilmeyi umuyorum.

• Bugün Begüm Öner’in küçük kızına ya da doğacak çocuğuna söylemek isteyeceği bir cümle olsaydı, ne olurdu?

Hayatta hiçbir zaman cesâretin kırılmasın. Biz elimizden geldiğince senin hep arkandayız.

• Önümüzdeki dönemde sizi en çok heyecanlandıran şey ne?

Önümüzdeki dönemin her ânı heyecandan oluşuyor zaten. Aşırı merakla bekliyorum.

• Son olarak okurlarımıza ne söylemek istersiniz?

Güzel kalpleriniz, güzel dilekleriniz bizimle olsun 💙 Bu sayıda kızımla bana eşlik ettiğiniz için teşekkürler 🌸

Paylaşım