Aslı Orcan Dikinciler ve Müjgan Ferhan Şensoy, “Bunlar Daha İyi Günlerimiz” hesabıyla annelik, kadınlık ve gündelik hayatın içinden küçük mucizeleri paylaşıyor. Bu özel röportajda, ikili hem çocuklarla olan samimî ânlarını hem de sosyal medya deneyimlerini anlatıyor. Kahkahalar, zor ânlar ve değerli içgörülerle dolu sohbet, anneliğin görünmeyen yanlarını gözler önüne seriyor.

1- Her anne biraz da hayatı idâre etme uzmanı… “Bunlar Daha İyi Günlerimiz” ikinizin birlikte yürüttüğü bu hesap, gündelik hayatın küçük mucizelerini çok özel bir şekilde yansıtıyor. Bize biraz bu yolculuğun başlangıcını anlatır mısınız?
Ferhan:
Aslında bu yolculuk biraz da anne olarak aynı şeyleri dert edinmemizle başladı. Aynı şeylere takılmamız aynı şeylere gülmemiz ve annelik yolculuğunda konuşulmayan gerçekleri birlikte fark etmemiz bizi birlikte bir şeyler üretmeye itti. Bizim arkadaşlığımız ikimiz de henüz anne değilken başladığı için belki de anne olduktan sonra da birlikte gülebilmeyi birlikte dertleşebilmeyi becerebildik.
Aslı:
Sanırım bu “birbirimizi yargısız anlama hâli” bize çok iyi geldiği için bunu başkalarıyla da paylaşmak, bu yargısız dünyaya başka anneleri de davet etmek istedik. Bizle birlikte gülen bizle birlikte duygusallaşan insanlarla neden bunu buluşturmayalım duygusuyla hareket ettik.
Ferhan:
Anne olduğumuz ilk günden îtibâren en çok duyduğumuz ve rahatsız olduğumuz “Bunlar daha iyi günlerin” cümlesi birleştirdi aslında bütün sohbetlerimizi. Sonrasında da bunu ilk aşamada bir sosyal medyada projesi olarak geliştirmeye karar verdik.
2- İçeriklerin çoğunda gündelik olanın içindeki mizah parlıyor. Bu bakışın kaynağı nedir? Anne olduktan sonra dünyayı görme biçiminiz nasıl değişti?
Aslı:
Sizin de değindiğiniz gibi annelik serüveni yorucu tedirgin edici ve sorumluluk duygusunu beraberinde getiren bir duygu. Bunlar anneye biraz ağır gelebiliyor zaman zaman. Biz de gündelik hayatımızda bize zor gelen şeyleri birbirimize anlatırken bu duyguları hafifletmek için mizâhî yönde anlatmayı tercih ettiğimizi fark ettik. Hayat sanki böyle daha kolay hâle geldi. Anne olduktan sonra dünyayı görme biçiminiz daha şefkatli daha ayrıntıcı olabiliyor, bu ayrıntıyı görme meselesi de mizahla birleşince daha keyifli bir hâl alıyor. Bu yaptığımıza bir nevi, sıkıntılarımızın ya da zor ânların içinden gülerek geçebilme, gülerek kendimizi iyileştirme hâli diyebiliriz.
3- Anneliğin görünmeyen taraflarını paylaşırken, kendinizi en çok hangi duygunun taşıdığını fark ediyorsunuz?
Yorgunluk? Özgürleştirici bir açıklık?
Ferhan:
Sanırım yorgunluk derken aslında fiziksel bir yorgunluktan ziyâde zihinsel bir yorgunluk bizi buraya taşıyor. Herkesin sosyal medya aracılığıyla birbirine tavsiyeler verdiği, herkesin birazcık kendi anneliğini parlattığı bir çağın annelere yaşattığı yetersizlik duygusu zihni çok yoruyor. Kimsenin arkadaki ruhsal ve bedensel dağınıklığı çok paylaşmak istemediği bir dünyada, belki de tam olarak sizin değindiğiniz gibi kendimizi parlatmadan olduğu gibi gösterme ihtiyacı bizi takip edenlerde de karşılık buldu. Bu açıklık herkesten önce bizi çok özgürleştirdi tabii ki.
4- Sosyal medyada samîmiyet hem bir güç hem de bir risk. Bu dengeyi kurarken sizi ayakta tutan kişisel bir ilke var mı?
Aslı:
Evet, sosyal medyanın yanlış anlaşılma gibi bir durumu olabiliyor ama biz yanlış anlaşılmak değil kimseyi kırmamak, üzmemek, hassas noktalarına basmamak gibi konulara daha çok dikkat ediyoruz. Bence bizim ürettiğimiz içeriklerin sırrı, doğru olanı içimizden geldiği gibi sâhici ve hepimizin yaşadığı gibi anlatmak. Bence bu sâhicilik yanlış anlaşılma riskini azaltıyor diye düşünüyorum.
Ferhan:
Evet yanlış anlaşılmak her zaman bir risk, umarım her zaman bizi izleyenler bizim çıkış noktamızın kimse kırmak olmadığını bilirler. Fakat “aman yanlış anlaşılır mıyım” endişesi de insanı ortaya bir şey koymaktan alıkoyan bir hâl. İlke edindiğimiz şey sanırım sâhicilik ve samîmiyet, nasıl göründüğümüzden ziyâde gerçekten o ânda ne hissettiğimize odaklanmaya çalışıyoruz.
5- Çocuklarınızla paylaştığınız ânlar yaşamın ta kendisi. O özel alanı korumak adına nasıl bir sınır gözetiyorsunuz?
Ferhan:
Tabii ki kendi duygularımızdan yola çıkıyoruz ve kendi çocuklarımızla yaşadığımız deneyimler de var bunların içinde, etrafımızdan aldığımız ilhamlar da var. Bir videodaki anlattığımız bir konu bir kişiye gönderme gibi değil ya da sadece yaşadığımız bir olayın özeti gibi değil, bir şeylerin kendi süzgeçimizden geçirilerek yansıtılmış hâli. Hiçbir olayı olduğu gibi aktarmıyoruz, o olayın bizde bıraktığı izden hareketle yeni bir senaryo üretiyoruz.
Aslı:
Bir de hiçbir videomuzda çocuklarımız direkt olarak göstermiyoruz, ya da onların üzerine kurmuyoruz, bu çok önemli bunu eklemek istiyorum. Bâzen birebir yaşadığımız bir ândan dahi hareket etsek, Ferhan‘ın da söylediği gibi bu bir cümle oluyor ve o cümleyi bir genel hikâyeye aktarıyoruz. Birbirimize anlattığımız özel ânlar video yapmış değiliz çocuklarımız da bunun için de değiller. “Bunlar Daha İyi Günlerimiz” kurmaca bir dünya ve orada biz rol kişileriyiz.
6- Kadınlık ve annelik çoğu zaman toplumun ağırlığıyla konuşuluyor. Siz bu yükü ne zaman silkelenip atılabilir bir şeye dönüştürdünüz?
Ferhan:
Bu çok güzel ve üzerine çok konuşulabilecek bir soru ve cevabı da içinde gizli. Açıkçası bu yük silkelenip atılabilir mi bilmiyorum, ama dönüştürülebilir bir şey olduğu kesin bence. Belki biz de, toplumun dayattığı doğruların baskısı altında boğulacakken, kendimize suyun yüzeyine çıkıp nefes alabilecek bir alan açtık bu projeyle. Tam olarak o yükten kurtulduk denemez ama kendimize nefes alabilecek bir delik açtık. Belki de aslında biz bir şeyi dönüştürmedik de; bunları anlatmaya karar vermek bizi dönüştürdü bu yolculukta.
7- Gündelik hayatın karmaşasında, içten bir ânı yakaladığınızda bunu içerik yapmak ile sadece yaşamak arasında nasıl karar veriyorsunuz?
Aslı:
Bu projeye başladığımızdan beri ikimizin de algısı bu yönde daha çok açıldı doğal olarak. Yaşadığımız bazı şeyleri sadece ân olarak görememeye başladığımız oluyor. Bir konuyu içerik hâline dönüştürmeye karar vermeden önce genelde birbirimize anlatıp, önce birbirimizi izleyici olarak konumlandırıyoruz. Eğer evet ya bu bir sürü insanın başına gelmiştir, bunu paylaşmalıyız dediğimiz bir şeyse üzerine çalışmaya başlıyoruz.
8- Kadınlık ve annelik çoğu zaman karmaşık bir düğüm gibi. Siz bu düğümün içinden nasıl nefes alacak bir yol açtınız? Anne kimliğiniz sizi değiştirdi mi? Kendi özgürlük alanlarınızı korumak için bilinçli olarak yaptığınız küçük ritüeller veya kararlar var mı? Bu ritüeller, hesabınıza da yansıyor mu?
Aslı:
Ebeveynliğin sadece anneleri ilgilendiren bir mevzu olmadığının ikimiz de farkındayız. Çocuk sahibi olmak babaların da içinde bulunduğu bir yolculuk, biz bu konuda şanslıyız çünkü eşlerimiz bize o alanı kendi sosyal alanımız açıyorlar. Anne ve baba olarak birbirimize o özel alanları açmanın kıymetini biliyoruz. Aslında herkese böyle olması gerektiğini de söylemek istiyoruz
Ferhan:
Öncelik kendimize iyi gelmek, sonra çocuklarımıza ve ailemize. Aslında Aslı’nın da anlattığı gibi sanırım yeterince iyi bir anne olabilmek için önce kendi maskemizi, sonra çocuğumuzun maskesini takmalıyız. Bu bizden önceki jenerasyonlarda hatta şimdi de bir çok kişi tarafından “bencillik” gibi algılanıyor. Halbuki bir kadın olarak duygusal ihtiyaçlarımızı karşılayamadığımız bir denklemede çocuklarımıza faydamız da azalıyor.
9- “Bunlar Daha İyi Günlerimiz” hem gündelik yaşamın tam içinden. İçten,sıcacık… eki, sizce sonraki adım ne olacak? Hesap bir proje ya da hikâye olarak evrilebilir mi?
Ferhan & Aslı:
Bir sonraki adım hakkında bâzı fikirlerimiz var, aslında yola çıkarken de kafamızda projenin seyri ve kapsamıyla alakalı bir yol haritası vardı. Şu ân bizi en heyecanlandıran konu, kısa sürede oluşan bir “topluluk” algısı, birbirini tanımayan ama benzer şeylere gülüp benzer şeylere dertlenen bir topluluk “Bunlar Daha İyi Günlerimiz” dolayısıyla bir çok farklı alanda buluşabiliriz. Bizi takip eden bizi anlayan ya da bizim onları anladığımızı düşünen ve giderek büyüyen bir topluluk oluştuğunu düşünüyoruz bu da zihnimizde bir sürü fikir fikir oluşturuyor açıkçası. Bizleri fiziksel olarak bir araya getirecek işler var aklımızda, burada yarattığımız bâzı karakterlerin daha farklı bir şekilde izleyiciye ulaşması var. Heyecanla ve hevesle her gün bunlar üzerine çalışıp yeni fikirler geliştiriyoruz, okuduğumuz güzel ve anlamlı yorumlar da bizi cesâretlendiriyor. Birlikte hep “Daha İyi Günlerimiz” de buluşmak dileğiyle…

Paylaşım




