Profesör. Dr. Çiğdem Yayla Abide’ye göre kadınlar arasında giderek yaygınlaşan bu çıkarım her zaman doğru değildir. Perimenopoz döneminde hormon düzeyleri sabit değildir. Dalgalanabilirler. Bu nedenle tek bir FSH veya estradiol ölçümü kadının hormonal geçiş döneminin tamamını gösteremeyebiliyor.

Kadınların perimenopoz hakkındaki farkındalığı arttıkça, 40’lı yaşlarda yaşanan değişiklikleri anlamak için hormon testlerine başvurma eğilimi de artıyor. Ancak Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Profesör. Dr. Çiğdem Yayla Abide, perimenopozun yalnızca laboratuvar sonuçları üzerinden değerlendirilmesinin önemli bir yanılgıya yol açabileceğine dikkat çekiyor.

Perimenopoz, menopozdan önce başlayan ve yıllarca sürebilen biyolojik bir geçiş dönemi. Bu süreçte over fonksiyonları ve hormon düzeyleri doğrusal biçimde azalmıyor. Özellikle erken dönemlerde hormon seviyelerinde belirgin dalgalanmalar görülebiliyor.

Bu nedenle bugün ölçülen bir FSH veya estradiol değeri, birkaç hafta sonra farklı sonuç verebiliyor.

Profesör. Dr. Çiğdem Yayla Abide, “Kadın ‘Perimenopozda mıyım?’ diye geldiğinde yalnızca FSH ve östrojen ölçüp tek bir kan sonucuna bakarak karar vermek doğru değil. Hormonlar bu dönemde dalgalandığı için tek bir ölçüm bütün süreci yansıtmayabilir” diyor.

Adet görmek perimenopozuda olunmadığını anlamına gelmiyor

Perimenopozla ilgili bir diğer yaygın inanış ise sürecin ancak adetlerin belirgin biçimde düzensizleşmesi ya da tamamen kesilmesiyle başladığı düşüncesi.

Oysa Profesör. Dr. Yayla Abide, ilk belirtilerin kadın hâlâ adet görürken ortaya çıkabileceğine dikkat çekiyor.

Kadınlar bu dönemde adet düzeninde veya kanama miktarında değişikliklerin yanı sıra sıcak basması, gece terlemesi, uyku bozukluğu, çarpıntı, duygu durum değişiklikleri, anksiyete, konsantrasyon güçlüğü, unutkanlık hissi, baş ağrısı, kas-eklem yakınmaları, cinsel istekte değişiklikler ile vajinal ve üriner şikayetler yaşayabiliyor.

Profesör. Dr. Yayla Abide, klinikte “Ama benim adetlerim hâlâ düzenli, nasıl menopozla ilgili şikayetlerim olabilir?” sorusuyla sık karşılaştığını belirterek, adetlerin devam etmesinin hormonal geçişin başlamadığı anlamına gelmediğini vurguluyor.

“Normal sonuç” tek başına yeterli değil

Profesör. Dr. Yayla Abide’ye göre perimenopoz değerlendirmesinde kadının yaşı, adet düzeninde son yıllarda meydana gelen değişiklikler ve yaşadığı semptomlar birlikte ele alınmalı.

Yayla Abide, Perimenopoz sürecinde bile 45 yaş üzerindeki tipik klinik tabloda rutin hormon ölçümlerinin her zaman gerekli olmadığını belirtiyor. 40–45 yaş grubunda ise klinik duruma göre biyokimyasal değerlendirme yapılabileceğini ifade ediyor.

“‘Hormonlarıma baktırdım, normal çıktı; demek ki perimenopozda değilim cümlesi her zaman doğru değil” diyen Profesör. Dr. Yayla Abide, laboratuvar sonucunun kadının klinik tablosundan bağımsız yorumlanmaması gerektiğinin altını çiziyor.

Her şikayeti de hormona bağlamamak gerekiyor

Perimenopoz farkındalığının artmasını kadın sağlığı açısından önemli bulan Profesör. Dr. Yayla Abide, bunun beraberinde başka bir riski de getirdiğini söylüyor: 40 yaşından sonra ortaya çıkan her değişikliğin hormonal nedenlere bağlanması.

Sıcak basması, gece terlemesi, adet düzenindeki değişiklikler ve genitoüriner semptomların menopoz geçişiyle ilişkisi daha iyi tanımlanmış durumda. Uyku sorunları, duygu durum değişiklikleri, bilişsel yakınmalar, kas-eklem ağrıları veya vücut kompozisyonundaki değişimler ise birden fazla etkene bağlı olabiliyor.

Yaşlanma, stres, yaşam tarzı, tiroid hastalıkları, anemi, depresyon ve anksiyete, metabolik hastalıklar, kullanılan ilaçlar veya başka sağlık sorunları benzer yakınmalara neden olabiliyor.

Profesör. Dr. Yayla Abide, bu nedenle iki uç yaklaşımın da sorunlu olduğunu belirtiyor:

“Kadının yaşadığı değişiklikleri Yaşlanıyorum, normal diyerek görmezden gelmek de, 40 yaşından sonra ortaya çıkan her şikayeti perimenopoza bağlamak da doğru değil. Önce bunun perimenopozla ilişkili olup olmadığını ve başka bir sağlık sorununun bulunup bulunmadığını değerlendirmek gerekiyor.”

Perimenopoz birkaç aylık bir dönem olmayabilir

Perimenopozun yalnızca kısa bir geçiş dönemi olarak görülmesinin de yanıltıcı olduğunu belirten Profesör. Dr. Yayla Abide, belirtilerin yıllar boyunca devam edebildiğine dikkat çekiyor.

Vazomotor semptom yaşayan kadınlarda sıcak basması ve gece terlemelerinin medyan toplam süresi 7,4 yıl; bulguların menopoz geçişinin daha erken evrelerinde başladığı bazı kadın gruplarında ise bu süre 11,8 yılı aşabilmektedir.

Ateş basması ve terleme gibi Vazomotor semptomların görülme sıklığı özellikle geç perimenopoz döneminde artmakla birlikte, başlangıç zamanı ve devam süresi kadınlar arasında önemli farklılıklar göstermektedir.

Amaç kadına yeni bir hastalık etiketi koymak değil

Perimenopozun Önemi

Perimenopoz erken fark edilmesinin yalnızca semptomların yönetimi açısından değil, kadının genel sağlık profilinin yeniden değerlendirilmesi açısından da önemlidir. Ayrıca, uyku, beslenme ve fiziksel aktivite bu dönemde yeniden ele alınabilir. Kemik ve kas sağlığı, kardiyometabolik riskler ile cinsel ve genitoüriner sağlık da değerlendirilmeli. Profesör. Dr. Yayla Abide buna dikkat çekiyor.

“Amacımız kadına yeni bir hastalık etiketi koymak değil” diyen Profesör. Dr. Yayla Abide sözlerini şöyle sürdürüyor:

“Kendinizde fark ettiğiniz değişiklikleri hemen ‘yaşlanıyorum’ diyerek normalleştirmeyin; ama her şikayeti de perimenopoza bağlamayın. Önce bunun perimenopozla ilişkili olup olmadığını ve başka bir sağlık sorununun bulunup bulunmadığını doğru değerlendirelim. Erken farkındalık, gerektiğinde kişiye özel bir yol haritası oluşturmak açısından önemli bir fırsat.

Paylaşım