Sevgili Atam,

Sana bugün yine bir mektup yazmak istedim. Belki yıllar önce aramızdan ayrıldın ama bıraktığın iz, bu ülkenin her köşesinde yaşamaya devam ediyor. Zaman geçse de her anı sana bağlı kalıyor. Sana özenle yazdığım her cümlede geçmişi onurlandırıyorum. Bu satırları okurken kalbimde sıcak bir umut taşıyorum.

İşte bu topraklarda milyonlarca insan 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı coşkusuyla birlikteliği hatırlar. Çocuklar, kadınlar ve herkes kendi hayallerini özgürce kurarken dayanışma gücü hep hatırlanır. Bu kutlama, geçmişin izlerini taşıyarak geleceğe umutla bakmamızı sağlar. Sözler bizi birleştirir ve zor zamanlarda dayanışmayı güçlendirir. Bu anlamlı gün, geçmişten ders alıp geleceğe kararlılıkla yürümemizi sağlar.

Sen bize yalnızca bir vatan bırakmadın. Özgür düşünmeyi, sorgulamayı, ayağa kalkmayı ve en zor zamanlarda bile umudunu kaybetmemeyi öğrettin.

Bir milletin kaderinin, inanan ve mücadele eden insanların ellerinde değişebileceğini gösterdin.

Biliyor musun Atam, benim de iki çocuğum oldu. İki evlat büyütüyorum bu ülkede. Ve onların odalarında, duvarlarında asılı tek bir tablo var. O tabloda sen varsın.

Üstelik bunu ben istemedim, ben söylemedim, ben önermedim. Büyük oğlum Çınar, Anıtkabir gezisinde seni anlatan o tabloyu almış ve odasının baş köşesine kendi elleriyle asmış.

Bir anne olarak o anı düşündükçe içimden geçenleri sana anlatmak istiyorum. Çünkü insan, hiç görmediği birine duyulan sevginin nasıl bu kadar gerçek, nasıl bu kadar güçlü olabildiğini kendi çocuğunun gözlerinde görünce daha iyi anlıyor.

Sen onunla hiç karşılaşmadın. O senin sesini hiç duymadı, elini hiç tutmadı. Ama seni tanıyor. Sana değer veriyor. Seni odasının en güzel yerine koyuyor. Belki de farkında olmadan, senin yıllar önce bu ülkenin çocuklarına emanet ettiğin sevgiyi ve sorumluluğu taşıyor.

İşte o zaman anlıyorum Atam; bazı insanlar hayattayken sevilir, bazılarıysa fikirleriyle, bıraktıkları eserlerle ve bir milletin kaderine dokunuşlarıyla ölümsüzleşir.

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı nedeniyle, Cumhuriyeti kuralı 103 yıl oldu. Bir asrı aşan bu yolculukta kuşaklar değişti; çocuklar büyüdü. Anneler evlatlarını senin adını ve fikirlerini öğreterek yetiştirdi. Biz seni hiç görmedik.

Sesini yalnızca kayıtlardan duyduk. Fotoğraflarından tanıdık. Ama sana duyduğumuz sevgiyi azaltmadık; her kuşakta yeniden çoğalttık.

Bugün benim oğlumun odasının baş köşesinde duran o tablo, bunun en güzel kanıtı değil mi?

Belki de Cumhuriyetin en büyük gücü burada saklı: Senin açtığın yolda yürüyen çocuklarda, onların kalbine dokunan değerlerde ve yıllar geçse de tükenmeyen bir sevgide…

Biliyor musun Atam, bazen insan senin yaşadığın günleri düşünüyor. Yoklukları, savaşları, imkansızlıkları… Bir de bütün bunların içinden doğan o büyük umudu. Sen, bir milletin yeniden doğabileceğine inandın. Çünkü senin gözünde bu ülkenin geleceği, çocukların ve gençlerin ellerindeydi.

Bugün de en çok onlara bakıyorum. Gözlerinde merak, kalplerinde hayaller taşıyan çocuklara… Senin emanetin olan bu ülkenin yarınlarını büyüten annelere… Bilimin, eğitimin, emeğin ve adaletin peşinden yürümek isteyen gençlere…

Ve düşünüyorum; sana verdiğimiz sözü tutabiliyor muyuz?

Cumhuriyeti korumak yalnızca özel günlerde bayrak asmak değildir. Bu duruş, her koşulda saygılı bir tutum gerektirir. Sokakta, okulda ve iş yerinde adalet için çalışmaktır. Ayrıca toplumu birbirine bağlayan değerleri korumaktır. Bu yüzden sevgi, sorumluluk ve ortak akıl yol gösterir.

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nda bu duruşun anlamı bir kez daha vurgulanır. Gelecek için, bir çocuğun eşit eğitim hakkını savunmak gerekir. Ayrıca bir kadının özgürce yaşayabilmesi için ses çıkarmak gerekir. Haksızlık karşısında susmamak ve aklın rehberliğinden ayrılmamak önemlidir.

Sen, kadınların toplumdaki yerini değiştiren bir devrimin öncüsü oldun. Kadınların yalnızca aile içinde değil, hayatın her alanında var olabileceğini gösterdin. Bugün bir kadın olarak hayal kurabiliyor, çalışabiliyor, üretebiliyor ve kendi yolumu çizebiliyorsam bunda senin açtığın yolun payı var.

Bazen yoruluyoruz Atam. Bazen umudumuz azalıyor, bazen de her şeyin daha güzel olabileceğine inanmak için kendimize yeniden nedenler arıyoruz. Ama senin hayatın bize bir şeyi hatırlatıyor: Umut, bekleyerek değil; çalışarak, üreterek ve vazgeçmeyerek büyüyor.

Bizim görevimiz de seni yalnızca anmak değil, fikirlerini anlamak ve yaşatmak.

Çocuklarımıza seni anlatıyoruz. Onlara ezberden çok düşünmenin ve sorgulamanın değerini öğretmek istiyoruz.

Birbirimize saygı göstermeyi ve farklılıklarımızla bir arada yaşamayı hatırlatmak istiyoruz. Bu ülkeye karşı sorumluluklarımızı da hatırlatıyoruz.

Çünkü senin emanetin yalnızca geçmişimiz değil, geleceğimizdir de.

Sevgili Atam,

Sana bir sözüm var: Açtığın yolda yürüyen, aklın ve bilimin ışığını önemseyen, çocukların geleceği için çalışan, kadınların sesini duyurmaya çabalayan insanlardan biri olmaya devam edeceğim.

Belki dünyayı tek başımıza değiştiremeyiz. Bununla birlikte bir çocuğun hayatına dokunabilir, bir kadının cesaretine güç katabilir ve bir gencin hayaline destek olabiliriz. Küçük eylemler, bireylerin yaşamlarında derin izler yaratır ve toplumsal dayanışmayı çoğaltır. Her adım, umut taşır ve paylaşmanın gücünü gösterir.

Bazen büyük değişimler, tam da böyle başlar. Küçük adımların birleşmesiyle topluluklar güçlenir ve zorluklar karşısında dayanışma büyür.

Bugün atılan her adımla, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nın anlamını geleceğe taşıdığımıza inanabiliriz. Böyle inançla hareket edersek dünyayı birlikte değiştirmek için gerekli cesareti buluruz.

Sana duyduğumuz sevgi, yalnızca kalbimizde taşıdığımız bir özlem değildir.

Omuzlarımızda taşıdığımız bir sorumluluk da olsun.

Seni anlamak için adımlar atıyoruz. Bize bıraktığın değerlere sahip çıkmak ve Cumhuriyeti gelecek kuşaklara daha güçlü bir şekilde emanet etmek için çalışıyoruz.

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı, bu görevi hatırlatır ve birlik içinde ilerlememizi sağlar.

Ve ben her iki oğlumun odasında da seni gördükçe, kendime hatırlatacağım.

Bir anne olarak Cumhuriyet sadece geçmişten devraldığımız bir miras değildir.

Cumhuriyet çocuklarımızın geleceğine bırakacağımız en kıymetli emanettir.

İyi ki bu ülkenin yolunu aydınlattın Atam.

Seni saygıyla, minnetle ve hiç eksilmeyen bir sevgiyle anıyorum.

Bir Cumhuriyet kadını ve iki çocuk annesi olarak, sana ve emanetine sahip çıkmaya söz veriyorum.

Sevgi ve saygılarımla.

Sevgi ve saygılarımla.

Paylaşım